Sivil İklim Zirvesine Doğru Temel Tespitler*

(*) Bu tespitler 5 Temmuz 2013 günü Ankara’da gerçekleşen ‘Sivil İklim Zirvesi Hazırlık Toplantısı’ sonuçları doğrultusunda yapılmıştır. 

DOĞRU BAKMAK

TESPİT 1
İnsan kaynaklı iklim değişikliği ufuktaki bir sorun olarak algılanmamalıdır artık gündelik hayatımızdadır ve bugünün meselesi olarak kabul edilmelidir. Ülkenin birçok bölgesinde aşırı iklim olayları daha sık ve şiddetli olmakta ve iklim değişikliğinin olağan dışı sonuçlarına; doğal afetlere, kuraklık, sel ve hortum vb. felaketlerine şahit olunmaktadır.

TESPİT 2
Mevcut İD tartışmalarının küresel düzeyde olması ve yerele, insan yaşamına indirgemekte sorunlar nedeniyle, soyut, uzak ve kavranması güç bir olgu olarak yer alıyor. Böylesi bir durum Allah’a havale edilen bir konu olarak algılanmasını getirmektedir. Konunun basit, bilimsel gerçekliklerle günlük karşılığı arasında bağlantıyı net araçlar oluşturulmalıdır.
Diğer yandan, böylesi bir algı toplumun tüm kesimlerinde halen vardır. Bunu aşmak için bilimi, “ihtiyat prensibi”* gibi yol gösterici kavramları ve uluslararası sorumluluk alanlarını vb. öne çıkararak insan kaynaklı iklim değişikliğinin ülkeler düzeyindeki etkilerini ve sonuçlarını anlatmak lazımdır.

(*) İhtiyat Prensibi: Olumsuz sonuç oluşturacak belli bir fiilin bilimsel ispatını beklemeden önlem alınması gerekliliğidir. Bu prensip BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin ‘Dibace Bölümü’nde yer almıştır. 
 

TESPİT 3
İklim değişikliği üstünden konuları ortaya koyarken, geçmişte yaşanan sorunları tanımlamak için kullandığımız kavramlar (çevre sorunu, ulaşım sorunu vs gibi) ile farklarını iyi koymalıyız ve gerektiğinde de yeniden tanımlamalıyız.

KAMU POLİTİKALARINA YAKLAŞIM 

TESPİT 4
Taraf olunan uluslararası antlaşmalar, ulusal mevzuat ya da hazırlanan resmi strateji ve eylem planı belgelerinin uygulamada sonuç vermediği görülmektedir. Örneğin, devlet kurumlarının resmi strateji belgelerinde, eylem planlarında vb. iklim değişikliği ile mücadele için sayısal bir sera gazı azaltma hedefi (karbon emisyonu hedefi) yoktur. Gelecek hedefi olmayan eylemlerle iklim değişikliği durdurulamaz.

TESPİT 5
İklim değişikliği en başta bir sosyal politika sorunudur, dolayısıyla, sosyal devlet politikası olmalıdır.

TESPİT 6
Türkiye’nin karbon yoğun büyüme politikaları en çok enerji sektöründeki politika tercihlerine odaklıdır. Elektrik enerjisi üretiminde ve enerjinin yoğun kullanıldığı sanayi sektöründeki (özellikle demir çelik ve çimento) yanlış politikaları iklim değişikliği ile mücadeleyi önlemektedir. HES’ler ve kentlerdeki ‘beton yoğun’ yerleşme politikaları bu bağlamda önemli örneklerdir.

TESPİT 7
Türkiye’de karar vericiler enerji tüketiminin artması ile gelişmişliğin artması arasında pozitif bir ilişki olduğunu savunmaktadırlar. Enerji tüketimi ile gelişmişlik arasındaki doğru ilişkiyi halka doğru anlatmak gerekmektedir.

TESPİT 8
Fosil yakıt bağımlılığının sonucu olarak, Türkiye’nin iklim dostu olamayan enerji politikalarının bir yansıması olan elektrik ve doğal gaz faturaları ile halk farkında olmadan fosil yakıt ekonomisini desteklemekte ve iklim değişikliğine mücadeleyi zorlaştırmaktadır.

TESPİT 9
İklim değişikliğine neden olan ve fosil yakıt politikalarını destekleyen mevzuata ve usulsüz uygulamalara karşı yapılan hukuki mücadeleler Türkiye’de yetersiz kalmaktadır.

TESPİT 10
İklim değişikliği ile mücadelede nüfus politikaları önemlidir. Nüfus artışı, kaynakların sınırlılığı, artan nüfusun tüketim alışkanlıkları vb. gibi konulara sivil toplum eğilmelidir.

YERELE ODAKLANMAK  

TESPİT 11
Merkezi hükümet, ‘kentleşme’yi Türkiye’nin büyüme siyasasının odağına yerleştirmiştir. Bu durumda, kentleşme politikalarında somut bir iklim değişikliği ile mücadele modeli gerektirmektedir.

TESPİT 12
Türkiye’de kamu otoritesinin “yeşile çalan“* çevreci ve iklim dostu yerel uygulamaları artmıştır. Mevzuat düzenlemelerinde yapılan kurnazlıklar ve aldatmacalarla doğanın tahribatına neden olan yatırımlar hızla çoğalmaktadır. Örneğin, önce çevresel etkileri göz ardı ederek yenilenebilir enerji yatırımları yapılmakta, daha sonra bu bölgelerde zaten önceden planlanmış olan beton yerleşimler oluşturulmaktadır.

(*) Greenwashing kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanılmıştır.
 

TESPİT 13
Türkiye’de kompakt ve işlek bir kent yapısından ucu bucağı bilinmeyen yerleşim tarlalarına dönüşen kentleşme siyasası ile iklim değişikliği politikaları arasında doğrudan bağlar vardır. Yeni mekansal gelişme stratejileri, kent ve kentsel dönüşüm politikaları, bir yandan iklim dostu olmayan uygulamaları arttırmakta, öte yandan insanların kentlerde yaşama maliyetini yükseltmektedir.

TESPİT 14
Özellikle son dönemlerde çıkarılan yasalarla, KHK’lerle merkeziyetçi yetkilerin artması (Örnek: Büyükşehir belediyelerinin yol genişletme yetkisi, ilçelerin imar planlarını yapma yetkisi vb. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildi) ile yerel düzeyde iklim değişikliği ile mücadele etmeyi zorlaştırmıştır.

TESPİT 15
Yerel yöneticilere iklim değişikliği politikaların bilmesini sağlamak lazımdır. Bir çok belediye örneğin doğal gazı yaygınlaştırma projelerinin çevreci ve iklim dostu olduğunu zannetmektedir. Sivil topluma bu yönde sorumluluk düşüyor.

TESPİT 16
Kentlerin mekansal gelişme stratejileri ve fiziki planlama politikaları ile iklim değişikliği ile mücadelede ele alınması gereken en önemli unsurlardır. (Örnek; kentsel ısı etkisine neden olacak fiziki planlama uygulamaları)

TESPİT 17
Kentlerde fosil yakıt politikalarını destekleyen ulaşım biçimleri iklim değişikliği ile mücadelede üzerine gidilmesi en önemli konulardan biridir. Yerel karar vericilerin ulaşım politikaları ve uygulamaları bu açıdan mercek altına yatırılmalıdır. Ulaşımda alternatif ve iklim dostu uygulamalar için yerel yöneticiler ve çalışanları için gerekli tercihi zorlama çalışmaları sivil toplum kuruluşları tarafından yapılabilir.

TESPİT 18
Sivil toplum kuruluşları kentlerde toplu taşıma politikalarının ve uygulamalarına odaklanmalı ve kısa vadede bu yönde kampanyalar, protestolar, aktivist hareketler vb ile vatandaşın da katılmasını sağlamalıdır.

TESPİT 19
Kentlerde iklim değişikliğinin etkilerine “uyum” politikaları en az sera gazı emisyon “azaltım” politikaları kadar önemlidir. Kentlerde iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için iklim dirençli kentsel politikalar yaratmak, bunları uygulamak ve halkın geçimini kolaylaştırmak lazımdır. Örneğin, iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkileri, su kıtlığı, kirliliği vb gibi sorunlar son tahlilde halkın su faturalarına yansıyan ve geçimini doğrudan etkileyen bir meseledir. Bu açıdan, suyun tasarrufunu arttıran yeni mimari kültürler, sağlıklı yeşil alan sistemleri, iklim afetlerinin risk yönetimi politikaları ile kentlerde gerçekleşecek olan “iklim dostu dönüşüm” esas manada “kentsel dönüşüm” olacaktır.

TESPİT 20
Yerel üniversitelerin iklim değişikliği araştırma kapasitelerinin geliştirilmesi ve belediyelerin yerel üniversitelerle bu alanda işbirliği yapması gereklidir.

TESPİT 21
İklim değişikliğinin etkilerinin yerelde birçok alanda araştırılması ve dikkate alınması lazımdır. Örneğin; su ürünleri ekonomisine olan etkiler, yer altı suyu kaynaklarına etkiler, sulak alanlara etkiler vb.

NE YAPMALI?

TESPİT 22
Sivil toplum iklim değişikliği ile mücadelede, kamu politikalarını, özel sektör uygulamalarını vb. diğer kesimleri ortak bir dil yaratarak eleştirmek, bunları sistemli olarak izlemek ve doğrulara yol göstermek durumundadır.

TESPİT 23
Sivil toplum, Türkiye’de yanlış giden iklim değişikliği politikalarını durdurmak için 2 yoldan gidebilir; i) Politika Bazlı Yaklaşım/Yukarıdan Aşağı: Sayısal azaltım hedefi koyan merkezi politikalara odaklanmak. Merkezi otoritenin ulusal düzeyde sayısallaştırılmış ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir (MRV) sera gazı emisyonu azaltım ve adaptasyon hedefleri ve bunu sağlayacak politikalar üzerinden çalışmak. Bu seçenek temelde Türkiye’nin mevcut karbon yoğun kalkınma siyasasını hedef almak demektir. Bu zor bir süreçtir.
ii) Uygulama Bazlı Yaklaşım/Aşağıdan Yukarı: Sayısal azaltım hedefi koyan yerel düzeyde uygulamalar ve politikalardan yola çıkmak. Yerel düzeyde sayısallaştırılmış ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir (MRV) sera gazı emisyonu azaltım ve adaptasyon hedefleri olan politikalar ve bunu sağlayacak uygulamalar, projeler için geniş katılım önünü açacak aktivist hareketlerle vb. tabanda çalışmak. Burada iklim değişikliği ile mücadelede yerel politikalara ve bu politikaların uygulamalarına odaklanılacaktır. Aşağıdan yukarıya doğru bir yaklaşımla gerçekleşen iklim dostu yerel uygulamalar (müdahil ve/veya dahil olmak) eninde sonunda ulusal politikalara yön verecektir.

TESPİT 24
Türkiye’de sivil toplum oluşumları (ulusal ya da yerel düzeyde) kendi iklim çalışmalarına yön vermek, geliştirmek ve yaygınlaştırmak için henüz nitelik ve nicelik açısından yeterli düzeyde değildir.

TESPİT 25
Türkiye’de sivil topluma ait ortak bir iklim politikası ve bu yönde bir yol haritası yoktur. Bu nedenle kamu politikalarına ve ‘sözde reformlara’ etkili müdahale edilememektedir. Çünkü iklim değişikliği ile mücadelede sivil toplumun Türkiye’de takipçiliği (watchdog) güçsüzdür.

TESPİT 26
Ülke çapında bakıldığında, sivil toplumun iklim alanında hukuki, siyasi ve ekonomi okur-yazarlığı zayıftır. Bu alanda ortak öğrenme ve deneyim paylaşma saikleri de yok denecek kadar azdır.

TESPİT 27

Sivil toplum iklim değişikliği ile mücadelede koalisyon oluşturmada zayıf. Kurumsallaşmış sivil örgütler bir yana aktivistlerin, platformlar vb. bir araya gelme ortamı henüz sağlanamamıştır.

TESPİT 28
Sivil topluma yüklenen devleti tamamlayıcı roller ve pasif/sözde katılımcılık Türkiye’de sivil iklim hareketinin gelişmesine köstek olmaktadır. Gerçek manada sivil düşüncelerin hayata geçirilmesi böylece engellenmektedir.

TESPİT 29
Parlamenter sistemlerde kanunların büyük bir çoğunlukla hükûmetten kaynaklanıyor olması ve dolayısıyla yasaların bakanlıkların bürokratları tarafından hazırlanıyor olması, STK’ların öncelikle iklimle dolaylı ya da doğrudan ilgili bir yasa taslağının hazırlanması aşamasında yani Bakanlık kısmında devreye girmesini ve önerilerini orada sunmasını önemli kılmaktadır. Çünkü, temeli oluşturulmuş ve TBMM’ye gönderilmiş bir yasa tasarısına Parlamentoda müdahale etmek daha zordur. TBMM’nin ilgili daimi ihtisas komisyonlarında (TBMM Çevre Komisyonu, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ve diğer) da bu süreç çoğu zaman verimli olmamakta, sivil toplum kuruluşları Komisyonlara çağırılsalar da, bir dizi neden sivil toplumun müdahalesini kısıtlamaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının TBMM’de siyasi parti grup başkanvekilleriyle görüşmeleri daha olumlu sonuçlar verebilmektedir.

TESPİT 30
Sivil toplum kuruluşlarının yerel siyasetçilerle, milletvekillerinin seçim bölgelerindeki danışmanlarıyla ve siyasi partilerin yerel örgütleri ile bağ kurması, iklim politikalarını yerelden etkilemek için daha hızlı bir yol olabilir.

TESPİT 31
Sivil toplum kuruluşlarının hukuk mücadelesinde iklim değişikliği ile ilgili mevzuata dair kanunların biçimleri de önemlidir. Torba Kanun* , Temel Kanun, Kod Kanun, Çerçeve Kanun vb gibi modellerle çıkarılan Tasarıların sivil toplum tarafından titizlikle takibi gerekmektedir.

(*) Genelde hükümetlerin tek tek geçiremeyeceği kanunları bir torbada toptan çıkarmak için kullanılan bir yöntemdir. (Not: Haziran 2013’de çıkarılan bir Torba Kanunda iklim değişikliğinin etkilerine karşı ile mücadeleye dair olumsuz hükümler yer almaktadır).

 

TESPİT 32
Türkiye’de araştırmacı sivil toplum örgütlerinin iklim değişikliği ile mücadele ile doğrudan/dolaylı ilgili bilimsel çalışmaları son derece azdır ve uygulamada kullanılmamaktadır.

TESPİT 33
İklim değişikliği konusunda sivil toplum, uluslararası söylemleri ulusal söylemlere yansıtabilmekte, ancak bunların yerel sivil hareketlerle ilişkisini henüz kuramamaktadır.

TESPİT 34
Gelinen noktada Türkiye’de, iklim değişikliği ile mücadelede en etkin yönteminin sivil toplum kuruluşlarının önleyici çalışmaları/çabaları olacağı ve halkın bu alanda katılımının arttırılmasının önemi açıkça görülmektedir.

TESPİT 35
Sivil toplum halkın iklim değişikliğinin etkilerini günlük yaşantısı içerisinde algılamasını kolaylaştırıcı olmalıdır.

TESPİT 36
Sivil toplumun iklim değişikliği ile mücadele faaliyetleri ve aktivist hareketler, doğrudan vatandaşı katacak içerik ve kapsam ile yapılmalıdır. İklim değişikliği insanlarda “sıcaklık artışı” algısı olarak algılanmaktadır. Bilgilendirme yöntemleri bu algıları çözebilmelidir. Örn: “İklimin ateşi yükseliyor” vb. Gibi basit ve algıyı yükselten sloganlar ile konuyu birleştirebilmek)

TESPİT 37
Sivil toplumun Türkiye’de süregelen aşırı, lüks ve gösterişli tüketime dayalı bir ekonomik sisteme karşı tutumu net olmalıdır.

TESPİT 38
Güçlü ses çıkarmanın yollarından olarak, Sivil İklim Zirvesi’nin katılım profilini genişletmek lazımdır. Doğrudan ya da dolaylı iklim çalışmayan ancak toplumun çeşitli kesimlerini temsil eden örgütler; kadınlar, gençler, farklı engelli gruplar, LGBT* kişilerin haklarını savunan kuruluşlar, tarım sektöründe çalışan sivil örgütler, göç politikaları çalışanlar, turizm sektöründe çalışan sivil oluşumlar, dini gruplar, çevre yönetim sistemi içerisinde çalışan kar amacı gütmeyen sivil örgütler (İZODER, ALBİYOBİR, ÇEVKO vb.), yerel yönetim alanında çalışan sivil oluşumlar (YAYED vb.) ve iklim değişikliği nedeniyle doğrudan mağdur olan bire bir vatandaş.

(*) LGBT: Lezbiyen Gey Biseksüel Transgender.
 

TESPİT 39
Türkiye’de son dönemde ortaya çıkan ve geniş yankı uyandıran toplumsal hareketler (Bakınız Gezi Olayları) halkın hangi konularda duyarlı olduğunu göstermiştir. Bu konular/sorunlarla iklim değişikliğinin doğrudan ilişki kurularak çalışıldığında daha hızlı yol alınabilir.

TESPİT 40
İklim değişikliği ile mücadelede ülke çapında, tüm ilgili kesimler için farkındalık arttırmaya ihtiyaç büyüktür. Bu uzun soluklu bir süreçtir ve zaman alacaktır. Sivil toplum bu süreci kısa vadeli aktivist çalışmalarıyla beslemeli, yerel sahiplenme modellerini şimdiden yaratmalıdır. Bu anlamda ülke gündeminde yer alan konular fırsat olarak değerlendirilmelidir. (Örneğin, yaklaşan yerel seçimler vb.) Böylece politikalar, mevzuat vb yanlışlıklarına daha hızlı müdahale edilebilir.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • 5 + three =